Erenet.NET

Uður-Suz

GÝRÝÞ
Kahramanýmýz Uður’un hikayesi doðumundan itibaren baþladý. Zira “Ýnsaný annesi kucaðýna almadan önce kader kucaðýna alýr” diye bir söz vardýr. 1980 yýlýnýn bir kýþ günü, ismi çok önemli olmayan bir hastahanenin doðumhanesinde zorlu bir doðum gerçekleþmiþti. Doðumu yaptýran doktor yeni doðmuþ bebeði ayaklarýndan baþ aþaðý tutuyordu. Bebek avazý çýktýðý kadar aðlýyordu. Doktor bebeðin poposuna þaplak atarak bebeðin annesine:
‘Maþallah nur topu gibi bir oðlunuz oldu!’
Doktor bebeði ayný þekilde tutarak hemþireye uzatýrken:
‘Hemþire haným tutun lütfen.’
Hemþire:
‘Tamam efendim.’
Hemþire bebeði tutarken bebek elinden kayýp baþ aþaðý yere düþtü.
Doktor baðýrdý:
‘Salak karý! Ýki elinle bir þeyi tutamadýn!’
Hemþire bebeðin kanayan baþýna sargý bezi bastýrdý. Doktor baðýrarak:
‘Acili hazýrlayýn çabuk!’
Bebeðin annesi doðrulup ne olduðunu anlamaya çalýþýyordu. Hemþire bebekle aceleyle odadan çýkarken peþlerinden baðýrdý:
‘Oðluum!’

*****

Dokuz yaþýna gelen Uður teneffüste sýnýfta ders çalýþýyordu. Bu sýrada içeri ayný sýnýfta okuyan Aylin isimli bir kýz öðrenci girdi ve Uður’a doðru yürüyerek:
‘Uður,aþkým! Yinemi ders çalýþýyorsun sen?’
Uður Aylin’e bakarak:
‘Aylin git baþýmdan lütfen!’
Aylin Uður’un yanýna oturdu.
‘Aþkým bak hayat çok kýsa. Bu kadar çalýþma. Hadi gel dýþarýda oynayalým.’
Uður cevap vermedi. Ders çalýþmaya devam etti. Aylin Uður’un yanýna oturarak birkaç saniye ona baktý.
‘Ne kadar gizemlisin aþkým.’
Sonra Uður’u yanaðýndan öptü. Uður ona sert bir þekilde baktý.Tam bu anda kapý açýldý. Ýçeri Uður’un öðretmeni girdi. Öðretmen onlara çok kýzgýn bir þekilde bakarak:
‘Þerefsiz!Sana kaç defa söyledim kýzýmý rahat býrak diye! Sýnýfýnýzý ayýrdým yine fayda etmedi!
Çabuk gel buraya!’
Uður çok korkmuþtu. Ayaða kalkýp öðretmene doðru yürüyerek:
‘Ama öðretmenim, ben bir þey yapmadým. Kýzýnýz beni öptü.’
‘Sus! Kýzýma çamur atma bir de!’
Aylin babasýnýn önüne geçti. Ýki kolunu yana açarak:
‘Baba dur, yapma!’
Öðretmen:
‘Sen çekil kenara!’
Öðretmen Aylin’i kenara itti. Uður’a þiddetli bir tokat attý. Tokadýn þiddetinden Uður yere düþtü.

*****

Uður lisede okuyordu. Nadiren dýþarýya çýktýðý öðle aralarýndan birinde arkadaþlarý ile okulun önündeki boþ arsada taþlardan kaleler kurmuþlar, futbol maçý yapýyorlardý. Uður kendisine gelen topa vurdu. Top sahadan dýþarý çýktý. Topu yanlarýna gelen 20-25 kiþilik ayný yaþlardaki çocuktan oluþan gruptan bir çocuk ayaðýyla durdurdu. Ayný çocuk topu eline aldý ve Uður’un karþýsýna dikildi. Çocuðun arkasýnda ve yanlarýnda arkadaþlarý vardý. Sol gözü mosmordu. Uðurun karþýsýna geçerek:
‘Sen beni aþaðýdaki parkta arkadaþlarýnla kýstýrýp dövdün. Þimdi sýra bende.’
Uður:
‘Hayýr arkadaþým ben yapmadým. Ben sýnýftan dýþarý bile pek çýkmam. Bu gün deðiþiklik olsun diye çýkmýþtým biraz. Sizde bir þey söyleseniz ya arkadaþlar.’
Uður’un arkasýna baktýðýnda hiç bir arkadaþýný göremedi. Çocuk Uður’un gözüne bir yumruk atar atmaz Uður aniden okulun dýþ kapýsýna doðru koþtu. Bütün çocuklar peþindeydi. Okulun kapýsýndan içeri girdi ve aceleyle kapýyý sürgüleyerek koþmaya devam etti. Okul bahçesinde üç öðretmen ayakta birbirleriyle konuþuyorlardý. Çevrelerinde de öðrenciler vardý.
‘Hocaam! Kurtarýn beniii!’
Öðretmenler sesin geldiði yöne baktýlar. Uður kollarýný açmýþ halde onlara doðru koþuyordu. Peþinde de 20-25 kiþilik çocuk grubu vardý. Uður’un sol gözü morarmýþtý.

*****

Yýl 2001. Uður yaþadýðý tüm þanssýzlýk ve olumsuzluklara raðmen Boðaziçi Üniversitesinden hem de iki bölümden birden (Ekonomi ve Ýþletme) mezun olmuþtu. Ancak yine þanssýzlýk ki mezuniyeti 2001 ekonomik krizine denk gelmiþti. Özellikle finans sektörü çok kötü durumdaydý. Uður’un þansý ise tam bu sýrada yüksek lisans için Harward Üniversitesinden burs teklifi gelmesi olmuþtu. Amerika’ya gitmeye ve bu teklifi deðerlendirmeye karar vermiþti. Annesi Nermin Haným, babasý Hasan Bey ve çocukluk arkadaþý Rýfat Uður’u Atatürk havaalanýndan Amerika’ya uðurluyorlardý. Zaten baþýna gelen þanssýzlýk ve uðursuzluklardan dolayý Uður’un bu dört kiþiden baþka pek fazla seveni de yoktu.
Hasan Bey:
‘Bak oðlum her þeye raðmen baþardýn. Þanssýzlýðýnda zamanla geçecek. Hem göreceksin Amerika sana uðurlu gelecek.’
Uður:
‘Ýnþallah baba, inþallah.’
Rýfat:
‘Ya oðlum ne vardý Amerika’ya gidecek. Burada bir üniversite okuduðun yetmedi mi? Hem bak bu defa babamdan iyi para koparmýþtým. Ortak iþ yapardýk seninle.’

Hasan Bey:
‘Rýfaat! Býrak oðlum þu deliyi! Harward’da okumak herkese nasip olmaz. Hem þimdi kriz zamaný. Üniversite mezunlarý bile iþ bulamýyor. Þu krizde tam mezun olduðun zaman denk geldi. Bu iþte de bir hayýr vardýr elbet.’
Uður:
‘Neyse baba. Sizi çok özleyeceðim.

Uður Nermin Haným’a döner ve onunla kucaklaþýr. Bu kucaklaþma 6-7 saniye sürer. Annesini gözleri dolu doludur.
Nermin Haným:
‘Oðluum’
Uður ve Nermin Haným ayrýlýrlar.Nermin Haným:
‘Uçaktan iner inmez bizi ara oðlum.’
Uður daha sonra sýrasýyla Hasan Bey ve Rýfat’la kucaklaþýr.
Uður son derece üzgün bir ifadeyle:
‘Hepiniz Allah’a emanet olun.’
Uður arkasýný dönüp yürürken diðerleri endiþe ve üzüntüyle ona bakarlar. Nermin Haným ona seslenir:
‘Oðlum, muskaný taktýn deðil mi?’
Uður annesine dönüp duygusal bir þekilde gülümseyerek:
‘Taktým anne, taktým. Merak etme.

*****

Ertesi gün gece yarýsý Hasan Bey ve Nermin Haným evlerinin salonunda çok üzgün ve endiþeli bir þekilde oturuyorlardý. Uður hala onlara telefon etmemiþti. Televizyon açýktý. Nermin Haným:
‘Bu kadar zaman geçti niye aramadý bu çocuk? Yoksa uçak kaza mý yaptý?’
Hasan Bey:
‘Dur haným bekle hele. Belki iþlerini hallediyordur. Unutmuþtur bizi aramayý. Hem Allah korusun, öyle bir þey olsa haberlerde duyulurdu. Az sonra haberler baþlayacak. Ýnþallah kötü bir þey olmamýþtýr.’
Böyle konuþmasýna raðmen Hasan Bey de Nermin Haným kadar endiþeliydi. Tam bu anda telefon çaldý. Nermin Haným hemen telefona koþtu. Hemen peþinden Hasan Bey’de Nermin Haným’ýn yanýna geldi ve eþinin arkasýna geçti. Ellerini eþinin omuzlarýna koydu. Nermin Haným:
‘Alo!Uður, sen misin oðlum?’
Uður:
‘Evet anne benim.’
Uður telefon kulübesinden arýyordu. Amerikaya yaklaþtýklarýnda uçaðý denize düþmüþtü. Üstünde denizden çýktýðý sýradaki elbiseleri vardý ve sýrýlsýklamdýlar. Alnýndaki sularý elinin tersiyle sildi. Nermin Haným:
‘Oðlum neredesin sen? Niye aramadýn bizi? Öldük meraktan.’
Uður:
‘Þeyy…Yolculuk yorucu geçti anne. Yeni toparlayabildim kendimi.’
Nermin Haným:
‘Oðlum iner inmez ara demedim mi ben sana?!’
Uður:
‘Tamam anne. Uzatma lütfen.’
Nermin Haným:
‘Neyse sað salim oraya vardýn ya oðlum. Baban yine para gönderecek sana. Dur ona veriyorum. Kendine iyi bak oralarda, sakýn üþütme. Soðuk olursa yünlü kazaklarýný giy.’
Tam bu sýrada televizyonda Dünya’dan haberler baþladý:
‘Sayýn seyirciler Amerikalýlar çok zor durumda! Dün aniden baþlayan Armagedon kasýrgasý Amerika kýyýlarýný vurmaya baþladý. Uzmanlar bu kasýrganýn þimdiye kadar görülenlerden çok daha þiddetli olacaðýný söylüyorlar. Kasýrganýn Amerika’nýn içlerine kadar ilerlemesi bekleniyor. Amerikalýlar nereye kaçacaklarýný þaþýrmýþ durumda.
Þimdiye kadar hep Meksikalýlar Amerika’ya kaçardý, tarihte ilk defa Amerikalýlar Meksika’ya kaçmaya baþladý.Kasýrga hakkýndaki en ilginç yorumsa Ýran Cumhurbaþkaný Ahmedinejad’dan geldi. Ahmedinejad bu kasýrganýn Amerika’nýn Dünyada yaptýklarýna karþýlýk ilahi bir yumruk olduðunu söyledi. Ekranda Ahmedinejad Farsça konuþuyordu. Bu sýrada ekranda þu altyazý görünüyordu: ‘’Alma mazlumun ahýný çýkar aheste aheste.’’

I.BÖLÜM

2008 yazýnýn güzel bir Ýstanbul sabahýydý. Güneþ yeni yeni kendini hissettirmeye baþlamýþtý. Reno Megan marka bir otomobil kýrmýzý ýþýk yandýðý için ana caddenin kenarýnda saðda durdu. Aracýn direksiyonunda hikayemizin ilerleyen bölümlerinde de karþýmýza çýkacak olan 25 yaþlarýnda Sibel isimli çok güzel bir kadýn vardý. Çok geçmeden bu otomobilin yanýna baþka bir otomobil geldi ve durdu. Volswagen kaplumbaða model bu otomobilin direksiyonundaki kiþi Uður’un sadýk çocukluk arkadaþý Rýfat’tan baþkasý deðildi. Rýfat 28 yaþýnda , orta boylu , tipsiz de yakýþýklý da sayýlamayacak bir adamdý. Güneþ gözlüðünü hafifçe gözünden indirdi ve Sibel’e hafifçe gülümsedi. Sibel Rýfat’a çok sert bakarak:
‘Býraksana peþimi gerizekalý! Kimsin sen? Polis gibi takýldýn peþime.’ diye baðýrdý.
Rýfat güneþ gözlüðünü tekrar takarak, ciddi bir yüz ifadesiyle:
‘Güzelim bak olayý kiþiselleþtirme.’
Sibel:
‘Ulan salak bir saattir benim peþimdesin! Hem bu külüstürle beni nasýl takip edebildin, asýl ona þaþýrdým.’
Rýfat gülümseyerek:
‘Aþkýn gücü diyelim istersen.’
Sibel de Rýfat’a doðru bakarak sinirden gülümser.
Rýfat gülerek:
‘Bak,zamanla beni seveceðini biliyordum.
Tam bu anda biri Rýfat’a solundan yüksek sesle seslenir.
‘Heey ibiþ!Arkana yaslanda conconu iyice göreyim.’
Rýfat soluna bakar. Son model kýrmýzý bir Ferrari’nin içinde þýk spor giyimli, yirmi dokuz-otuz yaþlarýnda, yakýþýklý bir genç oturuyordu. Genç adam hikâyemizin ilerleyen bölümlerinde de karþýmýza çýkacaktýr ve ismi Mahmut’tur. Mahmut karizmatik bir güneþ gözlüðü takýyordu. Araçlarýn içindeki üç kiþide ayný hizadaydý. Ferrarideki genç adam öne doðru eðilerek Sibel’e bakmaya devam etti. Mahmut gülümseyerek:
‘Heey prenses! Boþsan benimle tanýþabilirsin.’
Sibel de gülümseyerek:
‘Neden olmasýn prensim.’
Rýfat þaþkýn ve endiþeli bir þekilde Sibel’e:
‘Güzelim bak, bilirim böyle tipleri. Kaðýt mendil gibi kullanýp atacak seni Sibel son derece kýzgýn bir þekilde:
‘Sanane be mal!’

Tam bu anda yeþil ýþýk yandý.Ferrari ve Reno Megan son sürat uzaklaþtýlar. Rýfat þaþkýn vaziyette bir an arkalarýndan bakakaldý. Öfkeyle:
‘Nerden çýktý ulan bu yavþak! Kýz tamda hoþlanmaya baþlamýþtý benden.
Arkadan korna sesleri gelmektedir.
Rýfat baþýný arkaya çevirerek:
‘Tamam ulan patladýnýz mý?’
Rýfat otomobilini hareket ettirirken arkasýndaki otolardan biri yanýndan geçti. Otonun içinde iki adam vardý.
Otomobildeki adamlardan biri öfke ile elini kaldýrarak:
‘Piknik mi yapýyorsun mal!?’
Rýfat öfkeyle baþýný saða sola salladý.

*****

Ayný gün öðlene doðru Nermin Haným ve Hasan Bey oturduklarý apartmanýn önünde otomobillerinin yanýnda bekliyorlardý. Son derece heyecanlý olduklarý her hallerinden belliydi. Rýfat hýzlý hýzlý yürüyerek yanlarýna geldi. Hasan Bey yüksek sesle:
‘Rýfat nerede kaldýn oðlum? Geç kalacaðýz.Uður’u bekletmeyelim.
Rýfat:
‘Arabam bozuldu Hasan abi. Bu gün motorunu fazla zorladým herhalde.’
Hasan Bey eliyle çabuk iþareti yaparak:
‘Hadi, hadi! Çabuk binin.’
Tam bu sýrada hemen orada dükkaný olan Kasap Mehmet elinde satýrla Hasan Bey’in yanýna geldi.
Kasap Mehmet:
‘Uður mu geliyor Hasan bey?’
Hasan Bey:
‘Evet Mehmet.Þimdi havaalanýna almaya gidiyoruz.’
Kasap Mehmet:
‘Gözünüz aydýn.’
Hasan Bey:
‘Saðol, saðol. Kusura bakma acalemiz var.’
Arabanýn yanýna geldiler. Hasan Bey Nermin Haným’a kapýyý açtý. Kendisi de direksiyonun baþýna geçer, kapýyý kapattý. Rýfat ototmobilin arkasýna bindi. Otomobil hareket etti. Kasap Mehmet elinde satýrla arabanýn arkasýndan bakarken:
‘Yandýk!’

*****

On yedi-on sekiz yaþlarýnda bir genç koþarak telaþla uður’un eski oturduðu mahalledeki kahvehanelerden birine girdi. Genç, kahvehaneciye:
‘Baba! Baba! Uður abi bu gün Amerikadan geliyormuþ!
Kahvehaneci 50-55 yaþlarýnda kýr saçlý bir adamdý. Kahvehanedeki herkes önce gelen gence, sonra birbirlerine þaþkýnlýk ve merakla baktýlar. Kahvehaneci bir anlýk þaþkýnlýktan sonra:
‘Ne? Doðrumu lan bu?’
Genç:
‘Evet baba kasap Mehmet abi duymuþ.’
Kahvehanede bir uðultu olur. Herkes biri birine bakýp ayný soruyu sorar:
‘Ne? Uður mu geliyor? Uður mu?
Kahvehaneci telaþ içinde tezgahýn altýndan 4-5 adet çerçevelenmiþ büyük boy Arapça sureyi çýkardý. Bir yandan da çýraðýna ve oðluna seslendi:
‘Gel þunlarý duvara as. Oðlum sende çekmeceden cevþanlarý çýkar daðýt abilerine.’

*****

Bu sýrada ayný mahalledeki evlerden birinde mevlüt okunmaktaydý. Ýçeride yaklaþýk 30 kadýn ve kýz vardý. 12-13 yaþlarýnda küçük bir kýz çocuðu içeri girdi ve kapýnýn önünde durdu. Küçük kýz:
‘Anne!Anne!’
Kýzýn baðýrmasýyla mevlüt okuyan kadýnýn sesi kesildi. Herkes küçük kýza baktý.
Ev Sahibesi olan küçük kýzýn annesi çok sert bir þekilde kýzýna bakarak:
‘Ne oldu kýzým?’
Küçük kýz:
‘Uður abi Amerika’dan geliyormuþ.’
Bütün kadýnlar bir anda panik halinde ayaklandýlar:
‘Aman Allah’ým!’
‘Uður mu geliyor?!’
‘Yine geldi musibet!’
Ev sahibesi kadýnlarý sakinleþtirmeye çalýþtý:
‘Durun caným yanlýþ duymuþtur belki.’
Kapýda duran kýzýnýn yanýna gitti. Küçük kýzýn iki omzundan tuttu ve küçük kýzýn gözlerinin içine bakarak:
‘Emin misin kýzým?’
Küçük kýz:
‘Evet anne. Hemde bu akþam geliyormuþ.’
‘Hemen gidip hazýrlýðýmýzý yapalým.’
Bütün kadýnlar uðultuyla kapýya yýðýldýlar. Ev sahibesi küçük kýzýyla kapýnýn yanýnda kalakaldý. Küçük kýzýn arkasýnda, elleri kýzýnýn omzuna koymuþ vaziyette þaþkýn ve üzgün kapýdan çýkan kadýnlara baktý..
Kadýnlardan 70-75 yaþlarýnda bir kadýn çýkarken ev sahibesinin yanýna yaklaþarak:
‘Semra kýzým, sende fazla nazar boncuðu var mýydý?’

*****

Ayýný gün akþam üzeri mahalledeki kilisenin ihtiyar papazý ayakta, elindeki çubukla hizalama yaparak karþýya doðru bakýyordu.12-13 yaþlarýnda küçük bir erkek çocuðu papazýn arkasýndan koþarak yanýna yaklaþýrak:
‘ Papaz amca!Papaz amca!’
Papaz çocuða bakmadan iþine devam ederek:
‘Biliyorum oðlum, biliyorum. Uður abin geliyor.
Papaz çubuðu tuttuðu sað elini havaya kaldýrýp baktýðý yöne doðru baðýrarak:
‘Olmadý çocuklar. Biraz saða doðru’.
Seslendiði yönde 3-4 iþçi 2 katlý,çatýlý kilisenin duvarýna 2-3 metre boyunda haç asmaktadýr.
Papaz yüksek sesle:
‘Tamam evlatlarým. Þimdi oldu.’
Sonra çubuðu sol eline aldý ve. hýzlý hýzlý yürüyüp istavroz çýkararak alçak sesle:
‘Tanrým sen bizi koru.’

*****

Uður aynaya bakarak yüzüne traþ kolonyasý sürdü.Yeni sakal traþý olmuþtu. Gravatýný düzeltti ve banyodan çýktý. Antrede askýda duran ceketini aldý ve oturma odasýna doðru yürürken onu giydi. Anne ve babasý oturma odasýnda kahvaltý yapýyorlardý. Annesi babasýnýn bardaðýna çay dolduruyordu. Sonra kapýda onlara bakan Uður’a baktý. Nermin Haným:
‘Gelip biþeyler yesene oðlum.Hemen çýkýyor musun?’
Uður:
‘Ben bir þeyler atýþtýrdým anne. Size afiyet olsun. Ýçeriden çantamý alýp çýkacaðým.
Hasan Bey:
‘Býrak haným çocuk heyecanlý tabii. Daha geleli bir gün olmadan iþ görüþmesine çaðýrdýlar. Hemde Türkiye’nin en büyük bankalarýndan birinden. Aslan oðlum benim! Bak þeytanýn bacaðýný kýrdýn sonunda.
Uður:
‘Ýki hafta önceden Amerika’dan CV’mi göndermiþtim baba. Artýk iþimi saðlama almayý öðrendim. Dur bakalým, hem iþ olacak mý? Bende bu þans varken…
Hasan Bey:
‘Olacak oðlum olacak. Allah seni imtihan etti þimdiye kadar. Ýnan bana bundan sonra her þey senin için çok güzel olacak.
‘Ýnþallah baba inþallah.’
Uður yatak odasýna doðru yürüdü ve odaya girdi. Yerde duran çantasýný aldý ve yataðýn üzerine koydu. Çantayý açtý. Çantanýn içi boþtu. Komidinin üzerindeki ince bir tomar gazeteyi alýp çantaya sokuþturdu. Tam bu sýrada annesi geldi. Nermin Haným:
‘Oðlum, istediðin gazeteleri oraya koydum.’
Uður’un annesi bir an duraklayarak.
‘Ýyi de o boþ çantaya gazeteleri niye týkýþtýrýyorsun oðlum?
Uður:
‘Çanta iþ görüþmesinde resmi gösterir anne. Boþ çantayla da gitmek olmaz.
Nermin Haným:
‘Oðlum Amerikada üçkaðýtçýlýk mý öðrettiler size anlamadým. Neyse sen daha iyi bilirsin.’
Nermin Haným gider.O giderken Uður çantanýn içine bakarak:
‘Biraz boþluk kaldý.
Tekrar kapýya baktý. Kimsenin olmadýðýný görünce yataðýnýn altýndan 2-3 tane erkek dergisi çýkardý. En üstteki derginin kapaðýnda bikinili güzel bir bayan model fotoðrafý vardý. Fotoðrafý öptü ve bir an fotoðrafa bakarak.
‘Hadi güzelim bana þans getir.
Dergileri çantadaki boþluða yerleþtirdi ve odadan çýktý. Koridordan geçerek daire kapýsýna doðru gitti. Annesi ve babasý kapýnýn önünde onu bekliyorlardý. Elindeki çantayý yere býraktý.Anne ve babasýyla kucaklaþtý.
Hasan Bey:
‘Bahtýn açýk olsun oðlum.’
Uður kapýyý açtý.
Nermin Haným:
‘Sonucu bize hemen haber ver oðlum.’

Uður:
‘Tamam anne Allahaýsmarladýk.’
Hasan Bey ve Nermin Haným Uður’un arkasýndan bakýyorlardý.
Nermin Haným:
‘Güle oðlum.Güle güle.’
Uður merdivenlerden inerek oturduklarý binadan çýktý. Arabasý binanýn önündeydi. Arabasýna doðru yürüdü. Arabasýnýn yanýna geldiðinde þaþkýnlýkla bakakaldý. Arabasýnýn hem önünde hem arkasýnda birer gelin arabasý vardý. Arabasýný iki aracýn arasýndan çýkarmasý imkansýzdý.
Uður:
‘Þakamý lan bu?’
Arkasýna dönüp etrafa bakmaya baþladý. Bu sýrada binanýn altýndaki kasap dükkanýnýn kapýsýnda sol elinde satýrla bekleyen eski komþularý Kasap Mehmet’i gördü. Kasap Mehmet’te ona bakýyordu. Kasap Mehmet Uður’un yanýna geldi ve elini Uður’a uzatarak:
‘Hoþ geldin Uður.’
Uður Kasap Mehmet’in elini sýktý.Uður:
‘Hoþ bulduk Mehmet abi. Ya acelem varda, iþ görüþmesine gideceðim. (Arabasýnýn önündeki gelin arabasýný göstererek) Þu araba kimin abi?’
Kasap Mehmet:
‘O mu? Þu yan apartmandaki Ahmet Beylerin arabasý. Oðlu dün evlendi.’
Uður:
‘Peki bu kimin abi?’
Kasap Mehmet:
‘O da bizim. Bizim de dün düðünümüz vardý. Dün Ali’yi evlendirdik.’
Uður:
‘Vay bacaksýz! Evlendi ha! Aþkolsun, niye haber vermedin abi?’
Kasap Mehmet:
‘Daha yeni geldin, yol yorgunusundur diye düþündük.’
Uður:
‘Neyse, hayýrlý olsun abi.’
Kasap Mehmet:
‘Saðol.’
Uður:
‘Ee abi,ne yapacaðým ben þimdi?’
Kasap Mehmet:
‘Valla anahtarlarda Ali’de kaldý.’
Uður:
‘Zile basýp söylememiz mümkün mü abi?’
Kasap Mehmet:
‘Oðlum daha saat erken. Biliyorsun en mutlu günleri.’
Uður:
‘Neyse abi. Ben otobüslede giderim. Hayýrlý olsun tekrar.’
Kasap Mehmet:
‘Saðol. Darýsý baþýna.’
Uður arkasýný dönüp yürümeye baþladý. Kasap Mehmet bir an Uður’un arkasýndan baktý. Sonra oda dönüp dükkanýna doðru yürürken:
‘Uðursuz! Sana haber verelim de düðünümüz mahvolsun.’

Uður ana yürüyerek ana caddeye geldi. Saðýna soluna bakarken otobüs duraðýný gördü. Duraða doðru yürürken cadde kenarýnda karþýya geçmek için bekleyen görme özürlü birini gördü. Adam kýrk beþ-elli yaþlarýnda, þýk takým elbiseli, gravatlý ve güneþ gözlüklü biriydi. Elinde yürürken kullandýðý bastonu, baþýnda da þapkasý vardý. Uður adamýn yanýna yaklaþýp kolundan hafifçe tutarak yumuþak bir ses tonuyla:
‘Merhaba abi. Yardým edeyim istersen.’
Görme özürlü adam aniden kolunu çekerek:
‘Çek lan elini.’
Uður þaþýrarak:
‘Abi yardým edecektim. Karþýya geçmeyecek misin?’
Görme özürlü adam:
‘Defol ulan! Ne bileyim yardým edeceðini! Hýrlý mýsýn, hýrsýz mýsýn, ibne misin? Yapýþtýn hemen koluma’
Uður
‘Abi valla bak…’
Adam elindeki bastonla sertçe Uður’un sað baldýrýna vurdu. Uður bacaðýný tuttu.Yüzü acýdan buruþtu.
‘Ne ýsrarcý çýktýn sen be! Organ mafyasýndan mýsýn yoksa lan sen?’
Görme özürlü adam bastonuyla Uður’un baþýna vurmaya çalýþtý. Uður iki eliyle tuttuðu çantasýný kalkan yaparak baþýna bastonu yemekten son anda kurtuldu. Bir iki adým geri çekilerek:
‘Tamam be abi. Seninle uðraþýlmaz.’
Görme özürlü adam:
‘Hah anladýn sonunda! Her kuþun eti yenmez þerefsiz!’
Uður ‘’Ya sabýr’’ der gibi baþýný saða sola salladý. Adamý býrakarak hýzlý adýmlarla otobüs duraðýna doðru yürüdü. Görme özürlü adam:
‘Yok be! Yaþanmaz ulan bu memlekette!
Uður otobüs duraðýnda kýsa bir süre bekledikten sonra birkaç kiþiyle birlikte gelen otobüse bindi.

*****

Otobüsün içi çok kalabalýktý. Uður arka kapýya yakýndý. Elinde çantasýyla arka kapýya doðru yürümeye çalýþarak:
‘Müsaade eder misiniz? Müsaade edin lütfen.’
Ýnmek için zar zor birkaç kiþinin arasýndan sýyrýlarak arka kapýya geldi. Arka kapýnýn önü de kalabalýktý. Uður’un kapýyla arasýnda 4-5 yolcu daha vardý. Uður önündeki adamlardan birine:
‘Ýnecek misiniz? Þöyle yer deðiþtirelim’
Uður önündeki bir kiþiyle daha yer deðiþtirdi. Otobüs yavaþça durdu ve kapýlar açýldý. Uðurla kapý arasýnda hala iki kiþi vardý. Uður:
‘Kardeþim çekilsenize kapýnýn önünden’
Kapýnýn önündeki adamlardan biri:
‘Yaa,geç iþte be kardeþim.’
Uður adamýn býraktýðý boþluktan geçip kapýdan inmeye çalýþtý. Son bir hamleyle gövdesini öne attý. Bu sýrada ayaklarýný dar boþluktan geçiremedi. Tam düþecekken zorlukla içeriden kapýya tutundu. Belden yukarýsý öne doðru kapýdan dýþarý sarkýyordu. Bu arada çanta tuttuðu sað kolu da dýþarýdaydý.Tam bu anda kapý kapandý. Uður’un baþý,sol omzundan sað karýn boþluðuna kadar göðsü ve elindeki çantayla birlikte sað kolu dýþarýda, vücudunun diðer kýsýmlarý içeride kalmýþtý. Çanta tuttuðu eliyle dýþarýdan otobüse vurup baðýrarak:
‘Kaptan!Açsana kapýyý! Sýkýþtýým!’
Otobüs hareket etmeye baþladý. Uður’u bu halde gören kaldýrýmdaki insanlar gülüþüyorlardý.
Uður otobüsün içindeki yolculara bakýp iþaret parmaðýyla otobüsün ön tarafýný gösterirken:
‘Þoföre söyleyin açsýn kapýyý!’
Otobüs durur. Uður otobüsün ön tarafýna bakarak:
‘Hah! Nihayet!’
3-4 saniye geçer,kapý açýlmaz. Uður bütün gücüyle baðýrarak:
‘Açsana ulan hýyar!’
Kapý yine açýlmadý. Uður’un baþý bir an umutsuzca öne düþtü. Bir iki saniye sonra baþýný kaldýrdý. Kaldýrýmda kendisine tuhaf tuhaf bakan 20-25 yaþlarýnda bir genç gördü. Uður yalvararak ‘Kardeþim Allah aþkýna þu þerefsize söyle de açsýn kapýyý.’
Genç adam birdenbire Uður’a doðru hamle yaparak Uður’un elindeki çantaya asýldý. Uðurda çantayý bütün gücüyle sýmsýký tutarak býrakmadý.
‘Býraksana adi herif!’
Bu çekiþtirme 5-6 saniye devam etti. Uður kapkaççý gence öfke ile bakarak:
‘Kardeþim gençsin gidip çalýþsana!
Çekiþtirme devam ederken otobüsün ön tarafýna doðru bakarak)
‘Kapýyý açsana þerefsiiiz!’
Tam bu anda kapý açýldý. Çekiþtirmenin þiddetiyle Kapkaççý sýrtüstü yere düþtü. Uður da ayný anda
Kapkaççý’nýn üstüne düþtü. Uður hýzla ayaða kalkmasýna raðmen Kapkaççý da ayný çeviklikle ayaða kalktý. Kapkaççý dönüp kaçmaya çalýþtý. Uður elindeki çantayla kapkaççý’nýn baþýna vurmaya çalýþsa da
kapkaççý kaçmayý baþardý. Uður genç adamýn arkasýndan öfke ile bakarak:
‘Þerefsiz!’
Uður çantasýný yere koydu. Ceketinin kollarýna ve pantolonuna baktý. Üstünü baþýný düzeltti. Yerdeki çantasýný aldý ve geri döndü. Döner dönmez karþýsýnda indiði otobüsün þoförünü buldu. Þoför kýrk-kýrk beþ yaþlarýnda, 1.55-1.60 boylarýnda,resmi kýyafetli bir adamdý. Uður’a çok sert bakýyordu. Sað elinde levye vardý. Sol eliyle kulaðýndaki kulaklýklarý çýkardý ve sað elindeki levyeyi Uður’un göðsüne 2-3 defa hafifçe dokundurarak bitirim aðzýyla:
‘Birader,az önce sen bana kötü bir þey mi dedin?
Uður:
‘Yok þoför bey. Caným yanmýþtý biraz. Ne dediðimi biliyor muyum ben?’
Otobüs Þoförü:
‘Bak koçum, sen iyi birine benziyorsun akýllý ol!’ (Sol eliyle Uður’un yanaðýna hafifçe vurarak) Neyse geçmiþ olsun.’
Otobüs þoförü arkasýný dönüp otobüsün ön kapýsýna doðru yürümeye baþladý. Uður þoförün arkasýndan bakakaldý. Þoförün yürüyüþü kýsa boyuna raðmen çok havalýydý. Þoför yürürken bir eliyle kulaklýklarý tekrar kulaðýna taktý.

*****

Uður iþ görüþmesi yapacaðý bankanýn genel merkez binasýnýn 2-3 metre önünde ayakta durmaktaydý. Binaya alttan yukarý doðru baktý. Çantasýný sað ayaðýnýn yanýna yere koydu. Gravatýný düzeltti. Kendi kendine:
‘Hadi oðlum, içeri girince her þey çok güzel olacak.’
Çantasýný aldý ve binaya girdi.

*****

Asansörün kapýsýna sert bir þekilde vuruluyordu Uður asansörün içinde, sýrtý asansörün duvarýna dayalý, bacaklarý yere uzanmýþ vaziyette oturuyordu. Alný boncuk boncuk terliydi. Ceketi yere uzattýðý bacaklarýnýn üzerindeydi. Zor nefes alýyordu. Gravatý iyice gevþemiþ durumdaydý. Gömleðinin üstten 2-3 düðmesi açýktý. Gözleri yarý kapalýydý ve kendinden geçmek üzereydi. Asansörün kapýsýna vurulmaya devam ediliyordu
Kalýn sesli bir adam yüksek sesle:
‘Dayanýn beyefendi,az kaldý’.
Bir kadýn:
‘Kimbilir ne kadar kaldý içeride adamcaðýz? Sesi de kesildi.’
Baþka bir kadýn
‘Öldü mü yoksa?’
Uður’un gözleri kapanýr.
Kalýn sesli adam:
Ne saðlam kapýymýþ be!
Kulaklarý týrmalayan metalik bir kanýrtma sesi duyuldu. Peþinden þiddetli bir darbe sesi…
Büyük bir gürültüyle asansörün kapýsý açýldý.
Elinde bir balyoz olan kalýn sesli adam:
‘Hah oldu!’
Uður baygýndý. Asansörün önünde 5-6 kiþilik küçük bir kalabalýk vardýr. Gömlekli, gravatsýz biri geldi ve bileðinden Uður’un nabzýný kontrol etti. Gömlekli adam:
‘Sadece bayýlmýþ. Hadi yardým edin arkadaþlar’.
Ýki genç adam Uður’u kaldýrarak asansör kapýsýnýn hemen dýþýnda yerde duran sedyeye koydular.

*****

Uður küçük bir bekleme salonunda bekliyordu. Bu kýsým ayrý bir kapalý bölüm deðildi. Bu kýsýmda altý tane geniþ ve rahat koltuk ve ortada geniþ bir sehpa vardý. Sehpanýn üzerinde ekonomi dergileri vardý.
Uðurla birlikte bekleyen genç bir adam daha vardý. Genç adam Ýngilizce bir ekonomi dergisi okuyordu. Hemen yan tarafta Personel Müdürü’nün sekreterinin bulunduðu küçük bir bölüm vardý. Uður çantasýnda küçük bir kolonya þiþesi çýkardý ve avucuna biraz kolonya döktü. Ellerini güzelce ovuþturdu ve .kolonyalý ellerini derin bir nefesle kokladý. Sonra ellerini yanaklarýna ve boynuna sürdü. Bu sýrada sekreter bayan yanýna gelmiþti. Sekreter:
‘Uður Bey, Personel Müdürümüz Nejat Bey sizi bekliyorlar. Kendinize geldiyseniz buyurun lütfen.’
Uður çantasýný alýp ayaða kalkarak:
‘Teþekkürler,ben iyiyim, gidebiliriz.’
Uður sekreter bayanýn arkasýndan yürüdü.
Personel Müdürünün odasýnýn önüne geldiler. Sekreter odanýn kapýsýný hafifçe týklattý. Sol eliyle yavaþça kapýyý açar. Sekreter sað eliyle içeriyi iþaret ederek:
‘Buyurun Uður Bey.’
Uður:
‘Teþekkürler.’
Uður aralanan kapýdan içeri girdi. Uður odadan içeri girdiðinde Personel Müdürü kapýya yaklaþýk bir metre uzaklýkta, kapýya dönük durumda ayakta durmaktaydý. Elli-elli beþ yaþlarýnda babacan bir adamdý. Sol elindeki kaðýda bakýyordu. Hemen baþýný kaldýrdý ve içtenlikle gülümseyerek Uður’a sað elini uzattý. El sýkýþýrlarken Personel Müdürü gayet içtenlikle:
‘Hoþ geldin evlat. (Uður’a masanýn karþýsýndaki rahat koltuðu göstererek) Þöyle geç lütfen.’
‘Teþekkürler efendim.’
Uður koltuða oturdu. Personel Müdürü masasýna doðru yürüdü ve elindeki kaðýtlarý masasýný üzerine býraktý. Sonra masasýnýn yanýndan geçerek koltuðuna oturdu. Ellerini masanýn üzerine koydu.
Personel Müdürü:
‘Asansörde talihsiz bir olay yaþamýþsýn. Geçmiþ olsun.’
Uður:
‘Önemli deðil efendim. Ben alýþýðým.’
Personel Müdürü þaþkýn ve ciddi bir ifadeyle:
‘Anlamadým?’
‘Þeyy…Maalesef,þanssýzlýk’
Personel Müdürü:
‘Neyse,tekrar geçmiþ olsun. Bir þey içer misin?’
Uður:
Bir çay alabilirim efendim.
Personel Müdürü önündeki bir düðmeye basarak yüksek sesle.
‘Sadýk,evladým buraya iki çay getir.’
Personel Müdürü masasýnýn üstündeki 2 kaðýttan birini aldý ve kýsa bir süre ona baktý. Sonra tekrar Uður’a bakarak:
‘Boðaziçi mezunusun demek?’
Uður:
Evet efendim.
Personel Müdürü:
‘Hýmm.Hem de çap yapmýþýn orada. Ekonomi ve Ýþletme bölümünü dört yýlda bitirmiþsin.’
Uður gururlu bir ifade ile:
‘Evet efendim.Pek zorlanmadým açýkçasý.’
Personel Müdürü tekrar önündeki kaðýtlara bakarak:
Personel Müdürü:
‘Bu da yetmemiþ Harward Üniversitesinde burslu olarak tekrar ekonomi okumuþsun. Doktora da þapmýþsýn üstelik.’
Tam bu sýrada odanýn kapýsý hafifçe vuruldu. Kapý açýldý ve elinde çay tepsisiyle yirmi iki-yirmi üç yaþlarýnda gömlekli ve gravatlý bir çaycý yaþlarýnda göründü.
Personel Müdürü çaycýya gülümseyerek:
‘Gel Sadýk,gel.’
Çaycý usulca içeri girdi. Önce Uður’un önündeki küçük sehpaya, sonra Personel Müdürünün masasýna çaylarý býraktý. Sonra kapýya doðru yürüdü. Kapý kolundan tutup Personel Müdürüne bakarak:
‘Baþka bir isteðiniz varmý efendim?’
Personel Müdürü:
‘Yok caným. Teþekkürler.’
Personel Müdürü þekerleri bardaða atarak çayýný karýþtýrdý ve çayýndan bir yudum aldý. Uður da çayýndan bir yudum aldý. Persone l Müdürü Uður’a gözlerini kýsarak tuhaf bir þekilde bakarak:
‘Boðaziçini bitirmek yeterli gelmedi mi sana? Eðitim için neden Amerika’ya gittin?’
Uður:
‘Þey efendim... Boðaziçinden 2001 yýlýnda mezun olmuþtum. Biliyorsunuz tam kriz zamanýydý. Türkiyede bankalarýn ve þirketlerin ekonominin durumu çok kötüydü malumunuz. Harward’dan burs olayý da çýkýnca karar vermek benim için zor olmadý.’
Personel Müdürü:
‘Doktoran bittikten sonra Amerikan vatandaþlýðý alýp bir bankada iki yýl kadar orta seviye yöneticilik yapmýþsýn.(Gülümseyerek) Niçin bu kadar kýsa sürede iþinden ayrýldýn? Sýkýldýn mý yoksa?’
Uður:
‘Yok, hayýr efendim. Çalýþtýðým banka iflas etti. Malum Amerikada baþlayan,þu an yaþadýðýmýz kriz sebebiyle.’
Uður çayýndan bir yudum aldý. Personel Müdürü gözlüðünü çýkarýp masanýn üzerine koydu ve o da çayýndan bir yudum aldý.
Personel Müdürü:
‘Ah evet! Ülkemizi bile mahvetti bu kriz.(Gülerek)Ah o George Bush yok mu… Dünyayý bile batýrdý uðursuz herif.(Çayýndan bir yudum alýp kaðýtlara bakarak)Yedi tane yabancý dilmi biliyorsun?’
Uður:
‘Evet efendim. Ýngilizce, Almanca ve Rusçayý anadilim gibi konuþabilirim.Diðerlerinde de oldukça iyiyim.’
Personel Müdürü tekrar gözlüðünü taktý ve geriye yaslandý. Elindeki iki kaðýda 2-3 saniye bakýp tekrar masanýn üzerine býraktý.
Personel Müdürü:
‘Hýmm.Herþey mükemmel görünüyor.Yalnýz çok ciddi bir sorun var evlat.’
Uður oldukça meraklý ve þaþkýn bir þekilde:
‘Nedir efendim?’
Personel müdürü masasýna doðru eðilip, dirseklerini masaya koyup çenesini ellerine yasladý. Yine gözlerini kýsýp Uður’a bakarak gayet ciddi bir ifadeyle:
‘Sen biraz fazla okumuþsun!’
Uður oldukça þaþýrarak:
‘Anlamadým?! Nasýl yani efendim?’
Personel Müdürü gözlüðünü çýkarýp masaya koydu ve tekrar koltuðuna yaslandý. Ellerini göbeðinde birleþtirerek oldukça üzgün ve ciddi bir þekilde:
‘Bak evlat,ben açýk konuþmayý severim. Bizim genel müdür þerefsizin tekidir. Þimdi seni iþe alsam,hak ettiðin bir pozisyon versem, inan adam seni kýskanýr. Eðitimin ve kariyerin ondan çok daha iyi. Seni iþe alýp seviyene uymayan bir pozisyonda da çalýþtýramam. Bu defa vicdaným sýzlar. (Ciddi bir þekilde baþýný saða sola sallayarak) Maalesef evlat, seni iþe alamam.’
Uður þaþkýnlýk ve üzüntüyle bir an Personel Müdürü’ne baktý. Elindeki çay bardaðýný sehpanýn üzerindeki çay tabaðýna koydu. Sessiz ve yavaþça ayaða kalktý. Sol eliyle yerdeki çantasýný aldý. Personel Müdürü’ne doðru yürüdü. Personel Müdürü de yavaþça ayaða kalktý.
Uður Personel Müdürüne elini uzatýrken:
‘Saðlýk olsun efendim.Vaktinizi ayýrdýðýnýz için teþekkür ederim.’
Personel Müdürü el sýkýþýrlarken:
‘Gerçekten üzgünüm evlat.’
Uður:
Önemli deðil efendim.
Uður arkasýný dönüp kapýya doðru yürüdü. Sað eliyle kapý kolunu tuttu.
Personel Müdürü yüksek sesle:
‘Evlat’
Uður dönüp ona baktý.
Personel Müdürü:
‘Sen iyi birine benziyosun. Bahtýn açýk olsun.’
Uður:
‘Saðolun efendim.’
Tekrar kapýya döner.Kapýyý açarken alçak sesle:
‘Saðolun.’

Uður odadan çýkarak elinde çantasýyla sinirli bir þekilde hýzlý adýmlarla yürümeye baþladý. Suratý oldukça asýktý. Kendi kendine alçak sesle:
‘Adi herif! Genel müdür þerefsizmiþ! Þerefsizlik bende desene þuna!’
Önündeki köþeden dönerken yerleri paspaslayarak gelen birine çarptý. Bu kiþi biraz önce onlara çay getiren kiþiydi. Uður:
‘Pardon. Görmedim.’
Adam Uður’a bakar.Uður da genç adama bir an dikkatlice bakarak:
‘Siz az önceki çaycý deðil misiniz?’
‘Evet benim.’
Uður bir an genç adamýn elindeki paspasa ve yanýndaki küçük kovaya þaþkýnlýkla bakar.
Çaycý:
‘Þeyy.Burada bu tip iþleri de boþ zamanýmda ben yaparým.’
Uður genç adama bir an acýyarak baktý. Elini genç adamýn omzuna koydu.
Uður:
‘Ya kardeþim. Bak sen akýllý birine benziyorsun. Zamanýnda okumamýþsýn, böyle aðýr iþlerde
eziliyosun.’
Çaycý:
‘Yok abi. Ben üniversite mezunuyum.’
Uður þaþýrarak:
‘Üniversite mi?!’
Çaycý:
‘Evet abi. Bilkent Ekonomi mezunuyum ben.
Uður:
‘Peki bu halin ne?’
Çaycý:
‘Bankanýn politikasý abi. Genel müdürümüz benim gibi iyi eðitimli gençleri böyle iþlerde deniyor bir mühlet.
Uður gülümseyerek:
‘Allah Allah! Sabrýnýzý ölçüyor herhalde.’
Çaycý:
‘Evet abi. Bende öyle tahmin ediyorum. Gerçi genel müdürümüz bana söylemedi ama benim hakkýmda güzel planlarý varmýþ. Saðlam bir yerden duydum. (Eliyle az ileride fotokopi çeken bir genci göstererek) Bak abi þu gördüðün de okuldan ayný bölümden arkadaþým.’
Uður çaycýnýn iþaret ettiði fotokopi çeken gence baktý. Gencin bulunduðu yerde 25- 30 kiþi alçak bölmelerle ayrýlmýþ masalarýnda çalýþmaktaydý. Genç adam onlara bakýp gülümseyerek elini hafifçe kaldýrdý. (Gencin her iki yanýndaki masalarýn üzerinde yarýmþar metre yüksekliðinde kaðýt yýðýný vardý.)
Sonra iþine devam etti.
Çaycý gülerek:
‘Oda fotokopi iþlerine bakar abi .Onun da geleceði çok parlak.’
Tam bu anda bulunduklarý yerin karþýsýndaki odadan yirmi beþ-yirmi altý yaþlarýnda biri çýktý.
Çýktýðý odanýn kapýsýnýn hemen yanýnda yerde iki üç koli vardý. Öfkeyle ve yüksek sesle:
‘Sadýýk! Neredesin sen?! Kaç kere söylüycem sana þu kolileri kargoya ver diye.’
Çaycý:
‘Tamam efendim.Þunlarý býrakýp geliyorum.’
Genç adam sinirli bir þekilde içeri girer.
Uður:
‘Peki bu herif kim?’
Çaycý:
‘Omu?Genel müdürün yeðeni.Bu bölümün müdürü.Ama inan bana daha fazla yükselemez abi. Adam salaðýn teki. Duyduðuma göre okulu bile zor bitirmiþ.Neyse izninle ben iþime bakayým abi. Ýnþallah senin iþte olur.
Uður:
‘Allah yardýmcýn olsun kardeþim.’
Çaycý elinde paspas ve kovayla hýzla uzaklaþtý. Uður þaþkýnlýkla çaycýnýn arkasýndan bakakaldý.

*****

Uður banka genel merkez binasýnda çýkýp sað elinde çantasý olduðu halde cadde kaldýrýmýnda yürümeye baþladý. Çok gitmemiþti ki birkaç metre ilerisinde altý yedi yaþlarýnda küçük bir kýz çocuðunun kaldýrýmýn kenarýnda oturduðunu gördü. Küçük kýz elleriyle yüzünü kapatmýþ þekilde aðlýyordu. Uður kýza ilgili bir þekilde bakarak yaklaþtý. Küçük kýzýn yanýna çöküp sað elini küçük kýzýn omzuna koyarak:
Uður:
‘Ne oldu caným, niye aðlýyorsun?’
Küçük kýz yaþlý gözlerle Uður’a bakarak:
‘Annemi kaybettim amca’.
Uður:
‘Üzülme, hadi kalk buluruz anneni. Nerede kaybettin anneni?’
Küçük kýz ayaða kalkar.
Küçük kýz eliyle ileriyi iþaret ederek:
‘Þu ilerdeki alýþveriþ merkezinde.’
Uður:
‘Kalk hadi aðlama. Bulamazsak polis amcalarýna gideriz. Onlar anneni bulur.’
Uður cebinden bir kaðýt mendil çýkarýp küçük kýza verirken:
‘Al þunu. Sil gözlerini.’
Küçük kýz gözlerini sildi. Ama hala hafifçe aðlamaktaydý. Uður küçük kýzýn elinden tuttu.
Uður:
‘Hadi gel’
Yürümeye baþladýlar. Elma þekeri satan bir seyyar satýcýya yaklaþtýlar.
Küçük kýz hafifçe aðlayarak:
Amca bana þeker alýrmýsýn?
Uður:
‘Tabiî ki alýrým caným. Yeter ki sen aðlama.’
Satýcýnýn yanýna geldiler.
Uður gülümseyerek:
‘Kolay gelsin. Hala elma þekeri satýlýyor demek.’
Satýcý:
‘Saðol abi. Ne yapalým ekmek davasý iþte.’
Uður:
‘Bir tane verir misin?’
Satýcý arabadan bir þeker alýp Uður’a uzatýrken:
‘Buyur abi.’
Uður þekeri satýcýdan alýp küçük kýza verirken:
‘Hadi caným,aðlama artýk! Korkma bana güven.’
Küçük kýz elma þekerini alýnca aðlamasý birden kesildi. Mutlulukla þekeri yalamaya baþladý.
Uður:
‘Kolay gelsin.’
Satýcý:
‘Saðol abi.’
Uður:
‘Hadi güzelim, çabuk gidelim.’
Uður çantasýný sol eline alýp sað eliyle küçük kýzýn sol elinden tuttu. Tekrar yürümeye baþladýlar. Satýcý peþlerinden tuhaf tuhaf onlara baktý. Bu defa küçük kýzýn neþesi yerindeydi.
Küçük kýz gülümseyerek::
‘Teþekkür ederim amca. Sen çok iyi birisin.’
Uður da gülümseyerek:
‘Bir þey deðil caným. Hadi biraz daha hýzlý yürüyelim.’
Yürümeleri biraz hýzlandý. Tam bu sýrada caddeden geçen polis otosu göründü. Polis otosunun arka koltuðunda oturan otuz-otuz beþ yaþlarýnda genç bir kadýn otomobilin açýk camýndan çýkardýðý eliyle iþaret ederek baðýrmaya baþladý:
‘Ýþte kýzým orada komiser bey!’
Ýki polis otosu caddenin kenarýnda peþ peþe durdu. Otolarýn içindeki polisler ve genç kadýn hýzla otolardan indiler. Küçük kýzýn annesi Uðurlara doðru seslenerek:
‘Gamzee!’
Uður ve küçük kýz sesin geldiði yöne doðru baktýlar. Genç kadýn hýzla koþarak yere çöküp küçük kýza sarýldý. Küçük kýz halâ elma þekerini tutmaktaydý. Küçük kýzýn annesinin hemen peþinden 6-7 polis geldi. Bir tanesi sivil ve pardesülüydü. Küçük kzýn annesi Uður’a öfke ile bakarak:
‘Ýþte kýzýmý bu sapýk kaçýrmýþ komiser bey! (Küçük kýzýn elinden aldýðý elma þekerini göstererek)Bakýn þekerle kandýrmýþ kýzýmý!’
Uður:
‘Ama efendim,biz de sizi arýyorduk.’
Genç kadýn hýþýmla elindeki þekeri yere atýp ayaða kalktý. Çantasýný Uður’un baþýna doðru savurdu. Uður sol eliyle baþýný korudu. Bir kadýn polis genç kadýný tutmaya çalýþtý. Yavaþ yavaþ kalabalýk toplanmaya baþlamýþtý.Küçük kýzýn annesi:
‘Adi yalancý! Pis sapýk seni!’
Komiser Kemal:
‘Bi Dakka! Bi Dakka! Sakin ol be kadýn! (Uður’a dönerek) Delikanlý, ben ahlak masasýndan Komiser Kemal. Anlat bakalým, nasýl açýklayacaksýn bu durumu?’
Uður:
‘Açýklýycak bir þey yok komiser bey.Kýz kaldýrýma oturmuþ aðlýyordu. Ben de annesine götürmek için aldým konuþtum. Aðlamasýn diye de elma þekeri aldým. (Küçük kýza) Sende biþeyler söylesene güzelim.’
Küçük kýzýn annesi kýzýn omuzlarýndan tutup ona bakarak:
‘Hadi kýzým korkma.anlat her þeyi.’
Küçük kýz korku ile aðlamaya baþlayarak:
‘Valla ben istemedim anne. Þekeri kendisi aldý.’
Küçük kýzýn annesi Uður’a öfke ile bakarak:
Vay þerefsiz sapýk!
Uður çantasýný yere býrakarak.
‘Vallahi söylediklerim doðru komiser bey. Kýz çok korktu herhalde.
Ondan anlatamýyor olanlarý.’
Komiser Kemal cevap vermedi. Sakince gözlerini kýsarak çevredeki binalara baktý. Yerdeki elma þekerini alarak:
‘Bu ne delikanlý?’
Uður þaþýrarak:
‘Elma þekeri.’
Komiser elini havaya kaldýrarak iþaret parmaðýyla önünde bulunduklarý binayý göstererek gayet ciddi bir þekilde:
‘Peki burasý neresi?’
Uður þaþkýnlýk ve merakla komiserin gösterdiði binaya bakarak:
‘Ýnþaat halinde bir gökdelen.
Komiser Kemal:
‘Bilemedin delikanlý. Burasý bir kaba inþaat. Maalesef bütün deliller aleyhinde. Þahidin yoksa
iþler kötü.’
Uður’un yüzünü müthiþ bir þaþkýnlýk ve endiþe kapladý. Bu sýrada þeker aldýklarý satýcý çevrelerinde toplanan kalabalýðý yararak yanlarýna gelir. Satýcý heyecanla:

Ben her þeyi gördüm komiser bey!
Herkes satýcýya baktý. Uður sevinçle satýcýnýn koluna sarýlarak:.
‘Kardeþim benim. Seni Allah gönderdi. Hadi anlat her þeyi.’
Satýcý öfke ile bakýp kolunu çekerek
‘Çek lan elini þerefsiz!’
Uður:
‘Ama!?...’
Satýcý Komisere:
‘Her þeyi gördüm komiser bey. Küçük kýza aðlamamasý için þeker aldý.Ýkide bir kýza caným, güzelim falan diyordu. Ýþim gereði tanýrým böyle tipleri. (Parmaðýyla Uður’u iþaret ederek) Kesin sapýk bu herif!’
Tam bu sýrada komiserin yanýna kalýn camlý gözlüklü bir polis geldi. Elinde Uður’un sabah çantasýna koyduðu erkek dergileri vardý.Gözlüklü polis:
‘Amirim bakýn neler buldum!’
Komiser dergileri eline alýp bir iki saniye onlara baktý ve öfke ile Uður’a bakarak:
‘Ulan þerefsiz! Kýlýðýna bakanda adam sanýr seni! (Polislere baþýyla iþaret ederek) Götürün adi herifi!

NOT: HÝKAYENÝN TAMAMI TAHMÝNÝ OLARAK 2017 YILININ ÝLK AYLARINDA AYNI ÝSÝMLE ROMAN OLARAK YAYINLANACAKTIR. YAYINEVÝ HENÜZ BELLÝ DEÐÝLDÝR.



Komik Yaznn Adresi :
https://www.erenet.net/komikyazi.php?op=oku&id=Ugur_Suz